Obezite, modern çağın en büyük halk sağlığı problemlerinden biri olup giderek yaygınlaşmaktadır. Birçok hastalığa sebep olmakta ve kişinin sosyal hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Hal böyle olunca obezite tedavisi giderek önem kazanmaktadır. Obezite cerrahisi, günümüzde aşırı kilolu insanların kilo verebilmesini sağlayan en etkili yöntemdir.
Obezite cerrahisi, bilimsel adı ile bariatrik cerrahi (bazı kaynaklarda bariatrik ve metabolik cerrahi olarak da geçer), obezitenin ve şeker hastalığı gibi metabolik hastalıkların tedavisinde kullanılan cerrahi işlemlerin genel adıdır.
Bu tür ameliyatlarda temel amaç kişinin daha sağlıklı bir hayat sürmesini sağlamaktır. Aşırı kilolu kişilerin fazla kilolarından kurtulmalarına yardımcı olmakta, yaşam tarzlarını değiştirerek daha sağlıklı bireyler haline gelmelerini sağlamaktadır. Bununla birlikte obeziteye bağlı hastalıkların (şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp hastalıkları, kolesterol vs.) tedavisinde ve bu hastalıkların oluşumunun engellenmesinde etkin bir çözüm sunmaktadır.
Bariyatrik cerrahide, “hacim kısıtlaması” ve “emilimin bozulması” olmak üzere iki temel bileşen bulunmaktadır. Bazı prosedürler sadece hacim kısıtlaması ile etki gösterirken bazı prosedürlerde hacim kısıtlayıcı işleme, emilim bozucu işlemler de eklenmektedir.
1. Tüp Mide Ameliyatı (Sleeve gastrektomi)
Midenin %70-80 gibi büyük bir kısmı çıkarılarak tüp şeklinde (muz şeklinde) bir mide oluşturulur. Hacim kısıtlayıcı bir işlemdir. Emilim bozucu özelliği bulunmaz. Sindirim sisteminin doğal yapısına daha yakındır. Çıkarılan mide bölümünde açlık hormonu salgılayan kısım da bulunur. Böylece çabuk doyma ve geç acıkma sağlanır. Günümüzde en fazla uygulanan işlemlerden biridir.
2. Gastrik Bypass
Bu yöntemde, mide küçük bir kese haline getirilir ve ince bağırsağın bir kısmına doğrudan bağlanır. Yenilen gıdalar, bağırsağın bir kısmını atlar (bypass eder). Yani bağırsağın bir kısmından gıda geçişi hiç olmaz. Böylece mide hacmi küçülür ve yiyeceklerin emilimi azalır. Yani hem hacim kısıtlayıcı hem de emilim bozucu özelliği bulunmaktadır. Çeşitli bypass yöntemleri bulunmaktadır. Bazı yöntemler uzun yıllardır uygulanmakta iken bazı yöntemler ise yeni yeni yaygınlaşmaktadır.
Roux-en-Y gastrik bypass, mini gastrik bypass, transit bipartisyon, SASI-bypass, SADI-S, ileal interpozisyon gibi çeşitli yöntemler bulunmaktadır.
3. Revizyonel cerrahiler
Tüp mide ve bypass ameliyatlarından sonra çeşitli sebeplerden dolayı yapılan ameliyatlardır. Hastaya ve soruna göre farklı yöntemleri bulunmaktadır.
4. Mide balonu
Aslında bir cerrahi işlem değildir. Endoskopik olarak veya balonu yutturularak uygulanır. Fakat bariatrik cerrahi ile aynı amaca hizmet ettiği için birlikte değerlendirilir. Mide içerisine bir balon yerleştirilir. Bu balon endoskopi işleminde yerleştirilip mide içinde şişirilebilir veya balon hastaya yutturularak dışardan şişirilir. Amaç mide içerisinde yer kaplayan bir balon ile hacim kısıtlamasıdır. Mide içine konan balon, kişinin daha az yiyerek doymasını sağlayacağından kişinin kilo vermesine ve az yeme alışkanlığı kazanmasına yardımcı olur. Altı ay sonra balon çıkarılır.
5. Mide botoksu
Mide balonu gibi bu da cerrahi bir işlem değildir. Midenin fundus kısmına, endoskopi ile botulinum toksini enjekte edilir. Etkinliği diğer yöntemlere göre daha düşüktür.
Bariatrik Cerrahinin Amaçları
– Aşırı kilolu kişilerin fazla kilolarından kurtulmalarını sağlamak.
– Obeziteye bağlı sağlık sorunlarını (tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi) tedavi etmek, oluşmalarını engellemek
– Yaşam kalitesini ve genel sağlığı iyileştirmek
Bu cerrahiler, genellikle diyet ve egzersiz gibi diğer kilo verme yöntemleri başarısız olduğunda ve kişinin sağlığı ciddi şekilde tehdit altında olduğunda düşünülür. Bariatrik cerrahi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Cerrahi işlem öncesi ve sonrası beslenme danışmanlığı, psikolojik destek ve düzenli takip olmazsa olmazdır.
Ameliyat Öncesi ve Sonrası Süreç
Öncesi: Ameliyat kararı verildiğinde, hastalar genellikle kapsamlı bir değerlendirmeden geçirilir. Bu değerlendirme; diyetisyen, endokrin uzmanı, psikiyatrist ve cerrahın ortak çalışmasıyla yapılır. Hastanın beslenme alışkanlıkları, psikolojik durumu ve genel sağlık durumu değerlendirilir. Gerekli görülürse kardiyoloji, göğüs hastalıkları, nöroloji gibi bölümlerden görüş alınır. Hastaya ameliyat öncesinde tüm abdomen usg (karın ultrasonu) ve üst gis endoskopi (yemek borusunun, midenin ve onikiparmak bağırsağının kamera ile incelenmesi) işlemleri yapılır. Tüm bu işlemlerden sonra hastanın ameliyata uygun olup olmadığına ve hangi ameliyatın yapılacağına karar verilir.
Sonrası: Ameliyat sonrası süreç oldukça kritiktir. Hastalar, cerrahi sonrası ilk birkaç haftada sıvı diyetle başlar ve kademeli olarak yumuşak gıdalara ve nihayet katı gıdalara geçerler. Beslenme düzeni, porsiyon kontrolü ve düzenli egzersiz, başarılı kilo kaybı ve sağlığın korunması için hayati öneme sahiptir. Ameliyat sonrasında yapılacak yürüyüşler ve nefes egzersizleri ile hızlıca günlük hayatlarına dönebilirler. Ameliyat sonrası süreçte vitamin ve mineral takviyeleri gerekebilmektedir.
Riskler ve Yan Etkiler
Kısa Vadeli Riskler: Enfeksiyon, kanama, kaçak, anesteziye bağlı komplikasyonlar, kan pıhtıları ve cerrahi hatalar gibi riskler içerir. Bu ameliyatlarda çok düşük de olsa bir ölüm riski olduğu unutulmamalıdır.
Uzun Vadeli Riskler: Beslenme eksiklikleri, dumping sendromu (hızlı mide boşalması), safra taşı oluşumu, vitamin mineral eksiklikleri, mide genişlemesi ve bazı durumlarda cerrahinin başarısız olması gibi riskler mevcuttur.
Ameliyatın riskleri olduğu bir gerçektir. Fakat aşırı kilolu olmanın riskleri daha fazladır. Kişi burada bir risk tercihi yapar. Ameliyat olan kişi, aşırı kilolu olmanın yüksek risklerinden kurtulmak için, ameliyatın düşük risklerini göze alır.
Bariatrik cerrahi, sadece kilo vermekle kalmayıp, aynı zamanda yaşam kalitesini artıran ve obeziteye bağlı hastalıkları önemli ölçüde azaltan güçlü bir araçtır. Yapılan çalışmalar, bariatrik cerrahinin ömrü uzattığını göstermiştir. Ancak, başarı, cerrahi sonrası hastanın yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlamasına ve düzenli tıbbi takipleri sürdürmesine bağlıdır.
